Dervişe sormuşlar;
-Hayat nicedir?
Demiş ki derviş;
"Hayat bilmecedir.
Attığın her adım bir hece,
çözene gündüz,
çözemeyene gece"
alıntı
Kuşlara benzer kelimeler, odana dolarlar bir akşam.
Nereden gelirler bilinmez.
Kâh çığlık çığlığadırlar, kâh sesleri işitilmez.
Çiçeğe benzer kelimeler, turuncu, erguvan, beyaz.
Bir rüzgâr sürükler hepsini.
Bulutlara güven olmaz.
Cemil Meriç
18.11.13 |
vakt-i nazım
|
İnsan, kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi derecesinde yaşlıdır.
İnsan; Cesareti derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır.
Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır.
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz.
İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesidir.
Seneler cildi buruşturabilir.
Fakat heyecanların teslim edilmesi ruhu buruşturur.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.
İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır.
Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz.
Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir. Çıktıkça yorgunluğunuz artar. Nefesiniz daralır, ama görüş alanınız genişler.
"Beynimiz yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır."
William Glads
17.11.13 |
vakt-i kelâm
|
sen durulmaz dalgaların elediği topraksın..
oyy.. midemin eşkiyası..
arlanmaz uslanmaz sevdam..
sen hiç kimseye okuyamadığım bir şiir gibi midemde saklı kalacaksın..
mide ağrısı insanı şair mi ediyor ne ?
böylelikle, yıllar yıllar önce bir kenara yazdığım ve kime ait olduğunu bilmediğim dilberim şiiri de berbat etmiş bulunuyorum :)
(dörtlüğün orjinal halini okumak için, mide kelimesi geçen yerlere yürek sözcüğünü koyuverin) :))
"abherî"
Âşık oluyoruz o kocaman eksiği telafi etmek için. Geceler boyunca yıldızları sayıyoruz, uykumuza veda ediyoruz aşk için. Bütün çıkarcılığımız bitiyor aşk kapıyı çalınca. Gözlerimiz cennetten koparılmış bir parça gibi bakıyor hayata. Dilenciye merhamet ediyoruz mesela, cebimizi sebil gibi açıyoruz herkese. Herkesten bize dua etmesini istiyoruz: aşk için. Öylesine kırılgan, öylesine çaresiz bekliyoruz ki sevdiğimizi, gecikmesi akla hayale gelmedik endişeler doluşturuyor içimize.
Ve şu hain endişe: Acaba aşk bitti mi? Birden bütün kalabalığın arasında onu görüyoruz. Yeniden dönmeye başlıyor dünya. Irmaklar yeniden akıyor. Göğsümüzde hesapsız bir ferahlık, “hoş geldin” diyoruz. Gelin görün ki günlerin cenderesine nasıl sıkışıyor bir yerimiz. Aşkın bile telafi edemediği bir şeyin eksik kaldığını kavrıyoruz dehşetle.
Bitkinlikle soruyoruz: “aşk değilse ne?…”
Ali Ayçil
"Nene" dedim,
"Dedem sana hiç çiçek aldı mı ?"
Durdu ve şöyle dedi:
"Bana aldığı fistanların hepsi çiçekliydi..."
Alıntı