Gönül tecelligah olduktan sonra
Göze ne gerek var be dostum göze
Sükut lehçesini bildikten sonra
Söze ne gerek be dostum söze.
Uğur Işılak
Vav gibi olmak pek zor bir meşakkat aslında.
Dik durabilmek, ama mağrur olmadan, mütevazi olmak; fakat boyun eğmemek; aynı Vav’ın başı gibi. Sınırları konusunda tavizsiz olmak, lakin bu katılığı sert bir şekilde değil, tüm yumuşaklığıyla beraber sindirebilmek; tıpkı Vav’ın gövdesi gibi. Sabit fikirli olup, tek yöne doğru ilerlememek, ama aslından sapıp kararsız; başıboş da kalmamak; Vav’ın kuyruğu gibi.
Sert bir harf gibi durur Vav, ancak incelendiğinde farkına varılan narin yumuşaklığına rağmen. Amacına doğrudan ulaşabilmek için kolay yola sapmak varken yapmaz bunu Vav. Bulunduğu yöne; aslına da dönecek olsa dolanarak; düşünerek; gerekirse durup bekleyerek yapar bunu.
Mütevazidir Vav, ama ne mütevazilik! Sahte bir yalakalık, gösterişçi bir boyun eğme değildir onun mütevaziliği. Edebi çağrıştırır Vav’ın mütevaziliği. Tüm gösterişlerden soyunmuş bir halde özüyle ne olduğunu gösterir görebilenlere.
Mükemmel, simetrik, sabit değildir Vav. Değişken, kıvrımlıdır; duramaz yerinde. Yine de kaçış diyemeyiz buna, ne olduğunu, nerede olduğunu herkesten daha iyi bilir Vav. Bireysel değildir hiç bir zaman. Gerektiği yerde yoldaşına anlam katabilmek için kendinden, okunuluşundan feragat eder. Yoldaşına anlam katar, onla tek bütün olmuşcasına.
Velhasıl saymakla bitmez Vav’ın özellikleri; güzellikleri. Ama biliriz ki zordur Vav gibi olmak, vav gibi mütevazi olmak, keskin; ama yumuşak, dik fakat kibirli olmamak. İmkansızdır belki de...
-alıntı-
Akıl, sofrada yemek yerken üzerinize yemek dökmemek içindir, maneviyatta teslimiyet esastır !
Fetih Gemuhluoğlu
.......
Ağrısı insanı maksuda eriştirir. Ağrıyan bir ayak yürünecek yollara özlem getirir. Ağrıyan bir diş leziz taamlara özlem getirir. Ağrıyan eller işlenen nakışlara özlem getirir. Ağrıyan bir göz ustalıkla resmedilmiş manzaralara özlem getirir. Ağrıyan kulaklar sevgi sözcüklerine, ruhu sağaltan bir ezgiye özlem getirir. Ağrıyan bir baş hikmetin pınarlarına, tefekkürün dumanlı zirvelerine, bilmenin ve tanımanın lezzetine özlem getirir. Ağrıyan bir yürek En Sevgilinin bağrında dinlenmeye özlem getirir. Ağrımız en büyük nimetimizdir.
Yarasıdır insanın yol azığı, beslendiği çıkını, biriktirdiği dağarcığı. Her ne güzellik varsa iki dudaktan dökülen, yaralı bir sadrın mahsulatındandır. İnsan gariptir, insan yalnızdır, insan anlaşılmazdır, insan karmaşıktır, insan yoksuldur, insan acizdir, insan aşıktır. Dilinden kimsenin anlamadığı, özünden kimsenin haberdar olmadığı, yarasına kimsenin deva bulamadığıdır insan. Kimse bulamasın da yalnız Rabbi buluversin insanı istenmiş de, bir gizli mahfaza koyulmuştur insan. Sevgilisi onu buluncaya kadar yapayalnız bırakılmış bir minik bebek gibi ağlar durur da, kim gelse susmaz, kim ne verse haz etmez, kim ne söylese huzur bulmaz. Zira huzur O’nun huzurunda olmaktır. Bize nazarını O tevcih etmelidir. Yoksa susmayız, yoksa durulmayız, yoksa iflah olmayız. Aman yaramıza O’ndan gayrı dokunmasın!
.......
Mona İslam
Boşa mecnun olup leyla arama
Dizginle aşkını çöl şımarmasın
Sevda lehçesinde çok söz var ama
Beyhude konuş ki dil şımarmasın
Gönül zarar eder dünya karıyla
Yoğrul aşıkların ahuzarıyla
Yanıp tutuşursan dostun narıyla
Savrul boşluklara kül şımarmasın
Hayal ülkesinde mevsim hep bahar
Aklını başına topla vakit dar
Kurak topraklarda bülbül olmak var
Gönül ver dikene gül şımarmasın
Yol bilmezse sazındaki perdeler
Türkü isyan eder yüzüne güler
Yüreğinden süzülsün ki nağmeler
Mızrap şımarmasın tel şımarmasın
Uğur Işılak
Düşün, düşün ki düşün gelişsin !
"abherî"