"düşün, düşün ki düşün gelişsin"
Adamın birinin son derece huysuz bir karısı varmış. Gün gelir kadın ölür. Cenazesinin kaldıracakları zaman âdet olduğu üzere imam efendi: " Merhumeyi nasıl bilirdiniz? " diye cemaate sorar.
Bunun üzerine adam imama der ki:

-Be adam, cemaat ne bilsin? Bana sorsana!
Share
Ağıza girenin değil, gönle girenin sarhoşluğu geçmez ve
mide bulantısı-baş ağrısı değil, akıl bulantısı-kalp ağrısı yapar.

"abherî"
Share
Saatin pili bitince eylemez tık tık.
Vakti zamanı gelince ruha derler çık çık.
Hâkk’a kulluk eyle; zira Ahirette dinlemezler hık mık!

‘Mevlana’
Share
Taze bahar... Hem taze hem bahar! Hangi dalına tutunayım!
Unutayım kışları gayrı; duydum ya sevincini kuşların! En taze kokular, en taze, doku(nuş)lar... İpekten selamı var sana; sana ha, sana! Kim söyler bu selamı kime söyler; biliyorsun! Biliyor musun bu selamın her an olduğunu! Hani bir selam aldığında sevinirsin ya... Bir de düşünsene selamsızlığın olmadığı bu âlemi!
Bakışlarına biraz daha mânâ lütfen! Her an/da sana taze baharlar sunuluyor! Çok fazla yorgunusun; gaflet yorgunu! Tefekkürün kollarına atsana kendini! Eve dön, eve! (Bak, bu roman adı da olur: "Eve Dön!") Romanlar, "aramak" değil mi! ... sokağında arayan sensin; aranan sen! Kendini aramaktan başka işin mi var ? Varsa söyle! Kendini bulmaktan başka bir "şey" mi arıyorsun ki kendini bile ve-ri-yor-sun (bazen/çok zaman bile bile) bir nice eften püftenliğe... Şarkıların aradığı/arandığı/şakıdığı sensin! Gözyaşların tellere düşüp beste/nota oluyorsa ne için dersin? Şiirlerin kafiyesini geç; ama Safi'si, Safiye'si sensin. "Âşık-ı sadık menem;/Mecnun'un ancak adı var." derken aradığı kendi işte! Kimi arayacak ki... Kendini, hangi adreste oturduğunu bulmalı ki önce; sonrası? Sonrası kolay artık. Resimler seni çizer arkadaş! O içindeki Çin Seddi'ni aşıp da sana ulaşmayı dener renklerin açığı/koyusu... Sen her an taze baharsın. Soldurma kendini. Dalların, çiçeksiz, meyvesiz olmasın. Sana "insan" deniyor. Pahalı bir kimliğin var. Adın akşam sabah: Taze Bahar.
Kışlar dondurabilir mi seni, sonbaharlar soldurabilir mi!
Bir yaz da kavrulacak mısın? Sonsuz Sultan'ın sana duası var.
Taze baharlığını Nemrutlar yakmasın diye...
Susuz kalmayasın, Firavunların yalanları, yılanları seni yutmasın diye...

Ali Hakkoymaz
Share
.......
koltuğumda efsaneler kitabı
kafdağından nergis devşiriyorum
başını dayamış omuzlarıma
o eski, o yaşlı zümrüdüanka
ben bir çin sarhoşu samanyolunda
denizi tartışan bakışlarını
geçmişime asla gömmeyeceğim
seni yaşamadan ölmeyeceğim
.......

Nurullah Genç
Share
Aşk, bir uçurumdan düşmek gibi bir şey,
İşte bu yüzden sevgili’ye “yâr” denir…

Hz. Mevlana
Share

Allah'ım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle. (amin)
Share