"düşün, düşün ki düşün gelişsin"
Sen hiç elma çiçeği kokladın mı doyasıya?
Güneşe sor öyleyse sen elma çiçeğini
Bir seher vakti dokunmuş taç yaprağına
Sonra… Sonra, gerisi malum
Her sabah gelir olmuş elma bahçelerine
Gün doğmadan geldiği bile olurmuş
Yaz-kış demez gelir
Ben de bilirim…
Sen hiç elma çiçeği kokladın mı doyasıya?
Güneşe sor öyleyse sen elma çiçeğini
Hele bahar gelirken
Az mı yalvarıyor sanıyorsun
Katrancık’ın tepesindeki son karlara
Geri versin diye baharını
Sıcaklığını ve de sevgisini…
Alınca da doğru bahçelere koşar
Onun için kar tutmaz bizim ova
Gelir, geçer…

Sen hiç elma çiçeği kokladın mı doyasıya?
Güneşe sor öyleyse sen elma çiçeğini
Nasılda sarılırlar birbirlerine bahar gelince
Binlerce tomurcukları olur
Bembeyaz… Delicesine severler birbirlerini
Elma çiçeği de güneşe aşıktır
Akşam olup ta güneş gidince
Kokmaz artık geceleri elma çiçeği
Belki de içini çeker gizliden kokusunu…

Saklar sabahlara kadar
Umutla güneşi bekler
Ve…

Sahi sen hiç elma çiçeği kokladın mı doyasıya?
Koklamadıysan bilemezsin ki…

Niyazi Özbek
Share
Gönül ne gök, ne elâ, ne lâciverd arıyor
Ah bu gönül, bu gönül kendine derd arıyor

Nef’i

Share
Bir gün bir çocuğa sormuştum, deniz neden tuzludur diye.
Babası uzun bir sefere çıkmıştı. Çocuk hemencecik cevap verdi:
Deniz tuzludur, çünkü denizciler durmadan ağlarlar!
Neden denizciler böyle çok ağlar ki!
Çünkü, dedi, yolculukları bitmez… Onun için mendillerini hep direklere asıp kuruturlar!
Gene sordum: Ya niçin insanlar üzgün olunca ağlarlar?

Çünkü, dedi, daha duru görebilelim diye gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek!

August STRINDBERG, Düş Oyunu
Share
"Tahir olmak ta ayıp değil Zühre olmakta ...

Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil
Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte,

yani yürekte..."

Nazım Hikmet Ran
Share
F. W. Forester diyor ki;
"Anlaşılmak çok az in­sana nasip olan bir lükstür. BİZ BU DÜN­YAYA ANLAŞILMAK İÇİN DEĞİL, ANLAMAK İÇİN GELDİK. Anlaşılmamanın üzüntüsünü duyacağımıza, bütün gücümüzle başkalarını anlamaya çalışırsak hayat daha da güzelleşecektir."
Share

Gülü vurmuşlar Gül Sokağı'nda, Uzanmış üç adım yatıyordu gül...

Bir adam usulca bir uçuruma, "Sevi için" deyip atıyordu gül...

Ve bir kız kanatıp hüznü boyuna, Hepten sevgisizlere satıyordu gül...

Gülü vurmuşlar Gül Sokağı'nda, Uzanmış üç adım yatıyordu gül...

Bülent ÖZCAN

Share
Share