Ahh'lar hasret, vahh'lar hayret makamında...
"abherî"
Allah’ım şu mübarek cuma gününde, ne istiyorsan benden onu istiyorum Senden...
Ferhad'a acıma ey talib, dağları delerken yorulmaz o! Mecnun'a da gülme sakın, divanesi olduğu yâr uğruna kaybettiği aklın ardından aslâ gözyaşı dökmez.
Sen asıl Yusuf'un hâlinden ibret al, âşık olmak varken hazinedar oldu. Bir de âlemlere rahmet olarak gönderilmiş Efendimizin (s.a) hâlini düşünsene!
O ki Mirac'da yâriyle arasında neredeyse bir adımlık mesafe kalmışken (kabe kavseyni ev edna), yâre sarılmak yerine bizleri düşündü de "Ümmetim! Ümmetim!" deyû ağlamaya başladı.
İmdi, söyle bakalım ey talib, fedakârlığı büyük olanlar kimler?
Aşıklar mı, yoksa aşktan vazgeçenler mi?
Bir mâna ateşi vardır ki sönmez, söndüremezsin!
Bir de kendini suya satan ateş vardır.
İki ateşi karıştırma, yanlışlıkla yanıp kül olma!
Yanmak var yanmak var,
Odun yanınca kül olur, adam yanınca kul olur.
A. Tolga Akpınar
Ben sanırdım ihtiyâr ettim diyâr-ı gurbeti
Bilmedim hayfâ ki gurbet ihtiyâr etmiş beni
(Ben gurbet elini ihtiyar ettiğimi sanırdım,
Yazık ki gurbet beni ihtiyar etmiş, bilemedim)
-Fennî-
Pencereden bakarken gördüğüm tek şey: Hüzün
Farkedemedim hala endamını gündüzün..
Nurullah Genç
Ah zaman ahh!...
En onulmaz yaraların merhemi, en tükenmez vakitlerin işleyen saati, en affedilmez hataların bağışlayanı...
İyileşmese de acı, zaman tedavi eder
Bitmese de an, zaman su gibi geçer
Affedilmese de yanlış, zaman telafi eder
"abherî"