"düşün, düşün ki düşün gelişsin"

Necip Fazıl'a sormuşlar:
Üstad özel arabanız yokmu?
Üstad anında mütefekkirane bir cevap vermiş:
Var. Ama ona en son bineceğiz !
Share
Başımdan akl ise gitti dil ile cân revân oldu
Ten-i bî-itibâr adlı kuru virânemiz kaldı

(Akıl başımdan gitti,gönül ve can yollara düştü.Bize;itibarsız,değersiz kuru bir bedenden başka bir şey kalmadı.)

-Hayâlî-
Share
Share
"Adem oğulları aynı vücudun uzuvlarıdır. Çünkü aynı cevherden yaratılmışlardır. Felek bir uzva elem getirirse, öbürlerinin huzuru kalmaz. Ey başkalarının acısıyla kaygılanmayan sana insan demek yakışık almaz..."

Sadi Şirazi - Gülistan
Share
Ne etsem berabere bitmedi o yılgın maç
Herkes bende kalanı küçük bir sıyrık sanır
Sen aklıma düştükçe içim nasıl izdiham
Terkedilmiş bir evin ilk günü kadar ağır

ALİ AYÇİL
Share
Vaktiyle ergin bir şeyh, yıllarca yanında yetiştirdiği müridini imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta verip:
“Oğlum” der “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.

Mürit elinde pırlanta bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu alır mısınız?” diye sorar . Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der. Mürit teşekkür edip çıkar.

Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak semerciye gidir: Buna ne verirsiniz?” diye sorar Semerci şöyle bir bakar, “Bu der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”

Mürit en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar. “Bu kadar büyük pırlantıya nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun?” Mürit sorar: Siz ne veriyorsunuz?” “Ne istiyorsan veririm.” Mürit, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
Ne olur bunu bana sat.
Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.” Mürit emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Şeyhinin yanına dönen mürit büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır.
Şeyh sorar: “Bundan ne anladın?”
Müridin verdiği cevap çok doğrudur:
"Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir."
Share

An geliyor
Öyle bir fırtına esiyor ki yüreğimde
Hayat bile dindiremiyor...

Çok sonra anlıyorum ki,
Gönlüm yine sonbaharı yaşıyor...

-alıntı-
Share