"düşün, düşün ki düşün gelişsin"
Derdime vakıf değil cânân, beni handan bilir
Hakkı vardır şâd olanlar, herkesi şâdan bilir

-Fuzûlî-

Share
Share
Be adam! Nefreti bırak,
Sevmekte kullan kalbini!
Ruhun beka arıyor bak,
Sevmekte kullan kalbini!

Beden dilin zehir saçar,
Şeytan bile senden kaçar!
Olmadan belaya düçar,
Sevmekte kullan kalbini!

Nedir Hakk'a bu mesafen?
Giyeceksin yarın kefen!
Bir kerecik olsun,lütfen
Sevmekte kullan kalbini!

Aklın hep şerde,marazda;
Ne var kinde ve garazda?
Zahmet olacak,biraz da
Sevmekte kullan kalbini!

Aşık Hüdai
Share
İnsanlar “Hayy’dan gelen Hû’ya gider” tabirinin Allah’tan gelen Allah’a gider demek olduğunu ve bu tabirin kainatın deveranı, özdeki gerçeğin bağlanılmaya değer tek şey olduğu gibi düşünceleri akla getirmesi gereğini bilmez de,
bununla faydasız yerden gelen şeyin faydasız yerlere varacağını anlar.

İsmet Özel
Share
Fâtıma’ya kaçtım; çünkü onda, Tevhid’i ve Allah’a rızayı bulduğum için...
Fâtıma’ya kaçtım; çünkü onda aşk bilincini seyrettiğim için...
Fâtıma’ya kaçtım; çünkü o, karşılık beklemeden sevdi, cesurdu...
Fâtıma’ya kaçtım; çünkü o, çöle hayat veren bir nehirdi...

Hayırlı bir evlat, sabırlı bir yol arkadaşı, sadık bir sevgili, merhametli bir anne olmanın yanısıra, ahdinden vazgeçmeyen, cihadından usanmayan, aşkından pes etmeyen ve çölünden dönmeyerek Firdevs’ine ulaşan kâmil bir insan olarak, her birimize örnek bir deneyim, tecrübeler anıtıdır Hz. Fâtıma...

Fâtıma, yolculuk bilincidir. Rahmet Peygamberi’nin yirmisekiz yıllık en yakın ve kesintisiz tanığı olarak “Benden bir parçadır...” dediği Fâtıma’sını, uzun suskunluklardan sonra, yeniden okumak...

Seyyide’tun Nisa: Kadınların Efendisi...
Binti Resulullah: Resulullah’ın Kızı...
Binti Ebiha: Babasının Kızı...
Ümmü Ebiha: Babasının Annesi...

Sibel ERASLAN
Share
Gönül çalamazsan aşkın sazını
Ne perdeye dokun ne teli incit
Eğer çekemezsen gülün nazını
Ne dikene dokun ne gülü incit

Bülbülü dinle ki gelesin coşa
Karganın namesi gider mi hoşa
Meyvesiz ağacı sallama boşa
Ne yaprağını dök ne dalı incit

Bekle dost kapısın sadık dost isen
Gönüller tamir et ehli dil isen
Sevda Sahrasında Mecnun değilsen
Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit

Rızaya razı ol hakka kailsen
Ara bul mürşidi müşkülde isen
Hakikat şehrine yolcu değilsen
Ne yolcuyu eğle ne yolu incit

Gel haktan ayrılma hakkı seversen
Nefsini ıslah et er oğlu ersen
Hüdai incinir inciden versen
Ne kimseden incin ne eli incit

Aşık Hüdai (Sabri Orak)
Share
“Yazık erken çiçek açtı ağaçlar, aldanacaklar. Ayaz yiyecekler donup ölecekler zavallılar!” dedi birisi…
Aldanmışlar mı?
Oysa ben oldum olası nazenin gövdeleriyle zemheriye yol gösterip “Hadi artık senin devrin bitti, zaman bizim zamanımız” diyebilen yiğit çiçeklerin hayranı olmuşumdur.
İdealleri uğruna sırtlanıp davalarını, düşmüşlerse yollara… Göğüs gerip kara, borana durabilmişlerse dimdik ayakta… Ardı sıra geleceklere yol yordam göstermek umuduyla feda etmişlerse kendilerini… Ve bundan hiç yüksünmemiş, nefslerine pay çıkarmamışlarsa… Bunun adına yanış diyebiliriz belki ama aldanış asla!
Onlar yeşerip neşvü nema bulmasalardı, kara kışın terki diyar edeceğini, baharın kapı aralığından süzülmek için fırsat kolladığını nereden bilecektik? Nereden haber alacaktık önümüzde ki çiçek yüklü, umut yüklü gül mevsimini?
Serdengeçti görevini yüklenen bu çiçekler, ardı sıra gelecek akıncıların müjdesini ulaştırabilmek için gönüllü düşmüşler zamana, biz aldandılar sanmışız. Ve aldanmışız!

Serpil Kendir

Share